Dizi & Filmler

İzlediğim En İyi Yabancı 10 Film

Boş zamanlarımda eski veya yeni film farketmez izlemeye gayret gösteririm. Yıllar geçsede bir çok eski filmi tekrar izlemeyi seviyorum. Geçmiş yıllara kıyaslara istinaden gerçekten kaliteli filmler çıkmadığı görüşündeyim. Geçmiş yıllardan günümüze izlediğim en iyi yabancı 10 filmi sizlerle paylaşacağım.

Yeni Hayat (Cast Away)

Tom Hanks’in başrol oynadığı 2000 yılı yapım film tam anlamıyla muhteşem ötesi bir film. 2021 yılında Türkiye’de gösterime giren filmin uçağın güney pasifik okyanusu üzerindeyken düşmesi üzerine ıssız bir adada tek başına yaşamasını konu alan bir filmdir. Tom Hanks bu filmde gösterdiği performansla 73. Akademi Ödüllerinde En İyi Erkek Oyuncu dalında Oscar’a aday gösterildi. Kaynak: Vikipedi

Yöretmenliğini Robert Zemeckis‘in yaptğı film için 90.000.000 dolar bütçe ayrılmıştır. Hasılat olarak 429,632,142 dolar elde etmiştir.

Bodyguard

Pekin’den gelen koruma, Corey Yuen tarafından yönetilen ve Jet Li‘nin yapımcılığını üstlendiği 1994 yapımı Hong Kong aksiyon filmidir. Film 28 Temmuz 1994’te Hong Kong’da gösterime girdi. Çok sevdiğim filmlerden birisi izledikçe tekrar izleyesim geliyor.

Bodyguard filmin konusu Jet Li orduda görev yapan en yetenekli ve tecrübeli askerlerden biridir. Zengin bir iş adamının kız arakadaşını koruması için görevlendirilir. Film bun sonra başlıyor korumalığını yaptığı kızla birbirine aşık olurlar. Aşık olmalarına rağmen Jet Li görev süresi bitince kıza veda eder.

Piyanist

Piyanist, İkinci Dünya Savaşı sırasında yaşanan gerçek bir dramı konu alır. Polonya’lı ünlü piyanist Wladyslaw Szpilman’ın anılarını anlattığı aynı isimli kitaptan sinemaya uyarlanan film, Nazi işgali altındaki Polonya’da yaşamanın imkansızlaştırıldığı bir dönemde, bir şekilde esir kampına gitmekten kurtulan ünlü piyanistin Varşova’nın kenar mahallelerindeki hayatta kalma mücadelesine odaklanır.

Varoşlarda tam anlamıyla sefil bir hayat süren müzisyen, diğer halkla birlikte, kıtlığa ve aşağılanmalara maruz kalsa da kahramanca mücadele edecektir. Günü gelip oradan kaçma şansı bulduğundaysa başkentin harabelerine sığınacak, beklemediği bir anda gelen bir yardımla umudunu yeniden kazanacaktır.
Film, En İyi Erkek Oyuncu dalında Oscar alan Adrien Brody‘nin de filmografisinin en güçlü işlerinden biri.

Arabistanlı Lawrence

Arabistanlı Lawrence

İngiliz Lawrence hem bir bilim adamı ve hem de İngiliz devleti için çalışan bir ajandır. Bu çift kimlikli hayatı ona ajanlık hayatında büyük kolaylıklar sağlamaktadır.Bu özelliğini çok iyi bilen İngiliz İstihbarat Müdürlüğü Lawrence’ı uzman olduğu Arapların yanına gönderir.

Bedeviler, Lawrence’ın ve İngilizlerin Osmanlı’ya karşı savaşma teklifini hemen kabul edecek ve aldığı desteğe sımsıkı sarılacaktır. Amacı Osmanlı’dan hoşnut olmayan aşiretleri de kendi safına çekerek Osmanlı askerlerine saldırmaktır.

Amacına ulaşsa da Lawrence, savaştan sonra Araplara verdiği tek bir Arap devleti sözünü tutmadığını ve bunun yerine onlarca Arap devletinin kurulduğunu görecek, Ait olduğu İngilizlerin, Arapları nasıl kandırdığını ve kendi amacı için kullandıktan sonra nasıl onları bölüp kaderine terk ettiğini görecektir.

Notting Hill, Aşk Engel Tanımaz

Will Thacker (Hugh GrantNotting Hill‘de seyahat kitapları satan bir kitabevi sahibidir. Boşanma sürecini pek idare edemeyen Will, Spike (Rhys Ifans) adında Galli ile ev arkadaşıdır. Bir gün dünyaca ünlü Hollywood oyuncusu Amerikalı Anna Scott (Julia Roberts), dükkâna Türkiye hakkında bir kitap satın almaya girer.

Kısa bir süre sonra, ikisi sokakta birbirlerine çarpmasıyla Will’in elindeki portakal suyu her ikisinin üstüne dökülür. Will Anna’yı evine üstüne değiştirmesi için tam yolun karşısındaki evine davet eder. Anna teklifi kabul eder. Anna üstünü değiştirirken Will mutfağın dağınıklığını toplar. Anna’nın sürpriz öpücüğü karşılıklı etkileşimin tohumlarını ekmiştir.

Örümcek Adam

Örümcek Adam, David Koepp’in yazdığı ve Sam Raimi’nin yönettiği Marvel Comics’in süper kahramanı Örümcek-Adam’ı sinemaya taşıyan film serisinin ilkidir. Sony Pictures’ın prodüksiyonluğunda gerçekleştirilen filmde başrolleri Tobey Maguire, Kirsten Dunst ve Willem Dafoe paylaşıyor.

2002 yılında gösterime giren film için 139.000.000 dolar harcanmış ve 822.000.00 dolar hasılat yapmıştır. Bu filmin izleyici çok beğendiğinden dolayı  Örümcek Adam 1, Örümcek Adam 2, örümcek Adam eve dönüş yok film serilerini izleyicilerle buluşturdu.

Bıçağın İki Yüzü (Blade)

Wesley Snipes’ın hayat verdiği Blade, vampirlere “kan kusturan” bir vampirdir. Blade’in annesi, henüz Blade onun karnındayken vampirlerin acımasız saldırısı sonucunda katledilmiştir. İntikam ateşiyle yanıp tutuşan Blade, bilincini kazandığı günden itibaren kendisini vampirleri temizlemeye adamıştır.

Henüz doğmamışken ucundan bulaştığı vampir saldırısı nedeniyle genlerinde onların özelliklerinden de bulunan Blade vampirler tarafından ‘Gündüz Gezen’ olarak isimlendirilmektedir. Blade’in kendileri için dev bir tehlike oluşturduğunu bilen vampirler de onu bir an önce avlamak istemektedirler.

Titatinic (Titanik)

Dünyanın hatırlamak istemediği türden felaketlerden olan ‘Titanik faciası’, dev prodüksiyonların yönetmeni James Cameron tarafından çekilen görkemli bir film.

Teknolojinin son sürat ilerlediği bir dönemde, insanlar üstesinden gelemeyecekleri hiç bir sorun olamayacağına inanmaya başlamışlardır. ‘Titanic’ adlı dev transatlantik ise, insanlığın doğaya karşı gövde gösterisi gibidir. Bu ‘Düşler Gemisi’ nin yolcuları arasında Avrupa`da birkaç yıl geçirdikten sonra Amerika’ya dönmekte olan, Jack adlı genç bir ressam ile nişanlısı ve annesiyle Philadelphia`ya giden Rose adlı genç bir kız da vardır.

İki genç, şans eseri tanışacak, aralarındaki sınıf farkına aldırmaksızın birbirlerine yakınlaşacaktır. Bu arada doğa insanoğlunun günden güne artan kibirine bir nokta koymayı planlamaktadır. Yola çıkılmasından dört buçuk gün sonra, 10 Nisan 1912’de, Titanic iki saat kırk dakika süren ve sulara gömülmesiyle son bulan, hazin olayların başlamasına neden olacak buz dağına çarpacaktır.

James Cameron’un, seyirciye bir zaman makinesiyle yolculuk ettiği hissini uyandırırcasına gerçeğe yakın filmi ‘Titanic’ tam 14 dalda Oscar adayı olarak ‘En İyi Film’ dahil 11 ödülü kazanmıştı.

Kusursuz Fırtına

‘1991 Sonbaharında, Andrea Gill adlı tekne Gloucester – Massachusets’ten demir aldı ve Kuzey Atlantik’teki balık avlamaya elverişli sulara doğru yelken açtı. Yolculuğun başlamasından iki hafta sonra, tarihte daha önce hiç görülmemiş birşey oldu…’

Bu girizgah, ne tür bir filmle karşı karşıya olduğumuzu açıklamaya yetse gerek…Gerçek bir olaydan hareketle çekilen Kusursuz Fırtına’yı izleyecekseniz, muhakkak sinemada izleyin! Çünkü filmin başaktörü, binbir çeşit özel efektle gayet inandırıcı kılınmış olan bir doğa olayı – ve size sunulan görselliğin tadını ne DVD ne de video CD beyazperdedeki kadar etkili bir biçimde aktarabilir.

İnsanla tabiat arasındaki mücadeleyi (özellikle sonlara doğru) çok etkili bir üslupla aktaran filmin kahramanlarını aşina olduğumuz isimler canlandırıyor: ‘Kaptan Billy Tyne’ rolündeki George Clooney bunların en popüleri. İlk Indiana Jones filminden tanıdığımız Karen Allen, maceraya bu kez denizde devam ediyor.

Esaretin Bedeli

Esaretin Bedeli, Andy ve Red isimli iki mahkumun parmaklıklar ardında kurdukları dünyanın hikayesini anlatıyor. Andy Dufresne, genç ve başarılı bir bankerdir. Karısını ve karısının sevgilisini öldürmek suçundan yargılanır ve ömür boyu hapis cezası alır.

Shawsank Hapishanesi’nde dayak, işkence, tecavüz, her türlü durum yaşanmaktadır fakat Andy gene de hayata bağlı ve iyimserdir. Bu tutumu etrafındakileri de etkiler. Andy umutlu bakış açısıyla çevresindeki tüm mahkumları, parmaklıklar arkasında bile özgür bir yaşam olabileceğine inandırır.

Andy’nin bu çabalarına ortak olacak bir arkadaşı da olacaktır: Red.Bir Stephen King uyarlaması olan filmde Morgan Freeman ve Tim Robbins başrolde. Film, 1995’te, aralarında en iyi film adaylığı da olmak üzere tam 7 dalda Oscar’a aday gösterildi. 

Daha fazla bilgi için İzlediğim Dizi Ve Filmler kategorisini inceleyebilirsiniz

Yunus AKIN

Ben Yunus AKIN Webtasarm ve Grafik tasarım üzerinde çalışmalarım olmaktadır. Müsait olduğum zamanlarda bloğum için içerikler üretmeye çalışıyorum. Daha fazla detay için hakkımda bölümünü inceleyebilirsiniz

Bir Yorum

  1. Piyanist Filmine yer vermeniz gerçekten çok güzel. Savaşı ve savaşın yıkıcı ölümcül boyutunu geride kalan yetim çocukları bu kadar iyi özetleyen hiç bir film yapılmadı daha.. Yıllar ne kadar geçsede unutulmayan ve birşeyleri anlatmaya çalışan filmler hep üst sıralarda kalacaktır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu